24 Ekim 2012 Çarşamba

"İşçiler, Köylüler, Gençler, Yurtsever Askerler, Bütün Halkımız!"

Sahaflara ilgim Türkiye sol tarihine merakım ile başladı. Yine bu ilgi, ilk başta o tarihteki kimi kitap ve dergilere yönelikti. Zamanla farklı mecralar da eklendi.Süreçle kimisi değerini yitirdi kimisi daha da değerlendi. Eskisi kadar keyifli gelmese de kitap aralarından nadiren (kimi zaman 3-4 yılda bir) çıkan küçük şeyler ilgiyi yeniden tetikliyor. Aşağıdaki bildiri yine bir sahaf gezisinde çıktı. Muhtemelen 12 Mart Muhtırası'ndan sonra DEV-GENÇ'in yayınlamış olduğu bir bildiri. Belleği her vakit silinmeye ve deforme edilmeye çalışılan Türkiye solunun belleği kamusaldır. Bulduğum bu bildiriyi kendime saklamak istemedim. Kimilerinin bu bildiride yazanları kendi çıkarlarına göre kullanmak isteyebilir. Orada yazanlar kendi varlığının da savunucusudur. Kimileri bunu paylaşmanın iyi olmadığını düşünebilir. Onlara tek diyeceğim: Halka karşı suç işleyenlerin sırları/sakladıkları/yalanları olur, bizim olmasın.

6 Ekim 2012 Cumartesi

"Katilleri bombalayın"

Cihad Avrupa'ya Nasıl Ulaştı?
Balkanlar'da Allah'ın Savaşçıları
ve Gizli Servisler
Jürgen Elsasser
Çeviri: Emre Ertem
Nesnel Yayınları, 2008 (2005)
Jürgen Elsasser'in kitabının çevirisi bir çok acemilik barındırsa da içerdiği onlarca ayrıntı ve bilgi açısından ilgiyi hak ediyor. Kitapta, soğuk savaşın karşı tarafı görülen Sırplara karşı Bosnalı Müslümanların Batı tarafından desteklenişinin hikayesini okuyabilirsiniz. Karanlık bir geçmişe sahip dinci 'büyük bilge'(!) Aliye İzzetbegoviç hakkında da ayrıntılı bilgi sahibi olacaksınız. Abd'nin, Almanya'nın, Suudilerin, Katar prensinin, İran'ın ve Türkiye'nin desteği ile bölgeye gelen mücahit, silah ve paranın nasıl ulaştığını göreceksiniz. Bugün güney sınırlarımızda yaşanan onca olay bir anda kafanızda aydınlanacaktır. Afganistan'da Sovyetlere, Bosna'da Sırplara, Libya'da Kaddafi'ye ve bugün Suriye'de Esad'a karşı desteklenen dinci katil sürüsünün serüvenini okuyacaksınız.

Bunlar yalan diyeceklerin bin yıldır süren Sünni-Emevi anlayışın (bizlere din derslerinde bile öğretilen) savaş taktiklerini, buna dair söylemlerini ve onlarca tarihsel örneği araştırmalarını öneririm.

Bu arada karşı tarafı bombalamaya hevesli gazeteler her zaman varmış. Ancak bu sefer Batılı gazeteciler NATO'yu Türk hükumetinin gizli ajandasına karşı uyarıyor. 

Kitaptan bu kadar uzun bir alıntının yapılması 03 Ekim 2012 tarihinde Akçakale ilçesinde bir eve düşerek 5 insanın ölümüne sebep olan 'top mermisi yada havan mermisinden' sonra ortaya çıkan süreci biraz olsun farklı bakmanız içindir. Yazının kimi yerlerini koyu yazılması bana aittir. İktidar yanlısı medyanın çarpıtmalarına karşı uyanık olmak hepimizin sorumluluğu...
Kendi İnsanlarını Katlediyorlar  (*)
Bosnalı Müslümanlara karşı işlenen en kötü suçlardan bir kısmı Batı'da gösterildiğinin tersine Sırplar tarafından değil, Dünya kamuoyunu Dünya aleyhine çevirmek isteyen özel mücahit birliklerince işlendi. 
Saraybosna'da gerçekleşen üç katliamın özel bir önemi vardır; çünkü bu üç katliamın her biri Batı'nın süren iç savaşa daha fazla karışmasına olanak sağladı. 1992 Mayısındaki ekmek kuyruğu katliamı YFC'ye (Yugoslavya Federal Cumhuriyeti) karşı BM yaptırımlarının uygulanmaya başlamasına neden oldu, 1994 Şubat ayındaki Pazaryeri katliamı sonrasında NATO savaş uçakları ilk kez Bosnalı Sırplara karşı hava saldırıları düzenlediler. 1995 Ağustosundaki 2. Pazaryeri katliamını bahane eden NATO kuruluşundan bu yana ilk kez bir sıcak çatışmaya girdi. İki hafta boyunca askeri ve sivil Sırp hedefleri bombalandı ve böylece Sırplar daha geniş bir cepheye geri çekilmeye zorladı. 
27 Mayıs 1992'de ekmek kuyruğu katliamında açılan ateş sonucu 18 sivil hayatını kaybetti. Amerikan hükümeti, Avrupa Topluluğu, Müslüman devletler ve BM Güvenlik Konseyi bu saldırıdan hemen Sırpları sorumlu tuttular ve 30 Mayıs'ta YFC'ye karşı çok sert yaptırımlar yürürlüğe sokuldu. (757 sayılı bu BM Güvenlik Konseyi kararı) 
Ancak 22 Ağustos 1992'de çıkan Independent gazetesinde şu başlıkta bir haber yayınlandı: "Müslümanlar kendi insanlarını katlediyor. BM, ekmek kuyruğunda bekleyen insanların katliedilemesinin bir propaganda saldırısı olduğunu söylüyor." (23) Gazetenin kullandığı bilgiler BM tarafından Bosna'da görevlendirilmiş olan UNPROFOR temsilcilerindne alınmış güvenilir açıklamalara dayanmaktaydı. UNPROFOR komutanı Lewis Mackenzie daha sonra kitabında şunları yazmıştı: "Bizim adamlarımız bazı şeylerin olaya uymadığını söylüyorlardı. Saldırıdan hemen önce sokak kapatılmıştı. Sokakta bulunan ve kuyrukta bekleyen insanların olduğu bölgenin yakınında medya da bulunmaktaydı, ancak uzakta bulunuyorlardı. Saldırı gerçekleştikten hemen sonra medya olay yerine geldi." (24) 
5 Şubat 1994'te Saraybosna'da Pazaryerinde meydana gelen patlamada 68 kişi öldü, 200 kişi yaralandı. CNN olaylardan hemen haberdar oldu ve Sırp havan topu atışından bahsetmeye başladı. Başkan Clinton, patlamadan büyük olasılıkla Sırpların sorumlu olduğunu söyledi ve Bile gazetesi, NATO Sırplara bir kesin uyarı vermeden hemen önce "Katilleri bombalayın" çağrısı yaptı. 
Bu kan banyosunda da çok sayıda tuhaflıklar var. Jane's Defence Weekly yazarlarından Paul Beaver 9 Şubat 1994'te şüphesini şöyle dile getirmişti: "Tek bir ateş sonucu bu kadar kurbanın olmasına kesinlikle inanamam. Daha önce buna benzer bir şey hiç duymadım." (25) İsrail'de yayımlanan Davar gazetesi, yukarıdan "Bosnalı Sırplarının bulunduğu uzak noktadan" yapılan havan topu saldırısının bu sonucu ortaya çıkaramayacağını ve patlama sonucu ortaya çıkan yaralanmaların saldırının pazar yerinin aşağısından yapıldığını ortaya koyduğunu yazdı. (26) 
Fransız Devlet televizyonu TF1, 18 Şubat 1994'te gazeteci Bernadr Walker ile yapılmış bir görüşmüş yayınladı. Walker, programda yayınlanan katliamdan tereddütsüz biçimde Müslümanların sorumlu olduğunu gösteren bir BM raporundan söz ederek (27) Bu raporun BM genel sekreteri Boutros'ının masasına da ulaştığını Ghali'nin raporun bu koşullarda rahatsızlık yaratacağını düşünerek kendisinden sakladığını ve raporun daha sonra ortaya çıkmadığını söylendiğini" açıkladı. (28) BM raporu asla ortaya çıkmadı ve Walker TF1'deki program nedeniyle dava edildi. Ancak davayı bir çok tanık ifadesini delil olarak sunduktan sonra 1998 başında kazandı. (29) Eski UNPROFOR komutanı Michael Rose 'unda havan saldırısının Sırp kontrolündeki bölgeden değil, şehrin Müslümanlarca kontrol edilen bölgesinden yapıldığına dair bilgisi vardı. (30) Bölgede görev yapan Portekizli subay Martins Branco'nun tanıklığı da bu bilgiyi doğrulamaktadır: "Bu saldırının asıl failleri Sırplara karşı batının askeri müdahalesini provoke etmek için kendi halkının bombalamaktan çekinmeyen Müslümanlardır." (31) 
28 Ağustos 1995'te Saraybosna'da Pazaryerinde başka bir katliam daha yaşandı. 37 kişi öldü 90 kişi yaralandı. Aynı gün içerisinde -henüz kurbanların sayısı kesinleşmemiş ve bir araştırma yapılmamışken- ABD hükümetinin özel temsilcisi Richard Holbrooke, NATO'nun Bosnalı Sırplara karşı nokta vuruşlarından vazgeçerek, ağır ve mümkünse uzun sürecek bir hava saldırısı başlatmasını isteyen bir açıklama yaptı. (32) 
(....) 
NIOD raporunun başka bir bölümünde Ağustos katliamını aydınlatıcı şu bilgiye yer verilmiştir: "Toplanan tüm deliller Sarayabosna'da Amerikalı görevliler tarafından ortadan kaldırıldı. (36)
 (*) Cihad Avrupa'ya Nasıl Ulaştı? Balkanlar'da Allah'ın Savaşçıları ve Gizli Servisler, Jürgen Elsasser, Çeviri: Emre Ertem, Nesnel Yayınları, 2008 (2005), s. 113-116 
Pasajda geçen dipnotlar 
23. Leonard Doyl, Muslims 'slauhgter' their own people, Independent, Londra, 22.08.1992 
24. Lewis Mackenzie, Peace Keeper. The Road to Sarajevo, Vancouver, 1993, s. 193 
25. In unseren Himmeln kreuzt der fremde Gott. Verheimliche Fakten der Kriege in Ex-Jugaslawien, Haziran, 1999, İsviçre 
26. Davar, Tel Aviv, 16.02.1994, aktaran Malta Olschewski, Von Karawanen bis zum Kosovo, Viyana, 200, s. 144 
27. UN Tracks Source of Fatal Shell, Times, 16.02.1994 
28. Programın kopyası yazarda mevcuttur. 
29. Nasa Borba, 28.02.1998, çevirisi Balkan Press, Nr. 59, 02.03.1998 
30. aktaran David Owen, Balkan-Odyssey, Indigo 1996, s. 279 
31. Diario de Noticias, Lizbon 03.07.1996 aktaran Alexander Dorin, s.107 
32. Richard Holbrooke, Meine Mission, Vom Krieg zum Frieden in Bosnien, München, 199, s.150 
(...) 
36. Cees Wiebes, Intelligence and the War in Bosnia 1992-1995, Münster/Hamburg/London 2003, s.40