4 Aralık 2016 Pazar

Orlando, Virgini Woolf

 Arşidüşes Harriet Griselda tokayı iliştirmek üzere eğilince, Orlando hiç beklenmedik ve açıklanmaz bir biçimde çok uzakta Aşkın kanat seslerini duydu. Bu yumuşak tüylerin uzak kıpırtısı, içinde binlerce anıyı uyandırdı; coşkun sular, karda güzellik ve selde ihanet; ses yakına geldi; Orlando kızardı, titredi, bir daha hiç duygulanamayacağını sandığı kadar duygulandı; ellerini kaldırıp güzellik kuşunun omzuna konmasına izin vermek üzereydi ki, birden -felaket!- kargaların ağaç tepelerinde taklalar atarken çıkarttıkları gıcırtılı sese benzer bir ses çınlamaya başladı; sanki kaba kara kanatlar havayı karartmışlardı; gaklamalar duyuldu; gökten saman çöpleri, dal parçaları, tüyler düştü; omuzlarına kuşların en ağırı ve en çirkini kondu; yani akbaba. İşte bu yüzden odadan pürtelaş kaçtı ve Arşidüşeş Harriyet'i arabasına kadar geçirmesi için uşağını gönderdi. 
(...) 
 Bunun üzerine, evinin yaşanmaz hale geldiğini ve bu işe bir son vermek için ivedilikle önlem almak gerektiğini kavrayan Orlando, yerinde hangi genç adam olsa onun yapacağı şeyi yaptı: Kral Charles'tan kendisini Olağanüstü Büyükelçi sıfatıyla İstanbul'a göndermesini rica etti. 
Orlando, Virgini Woolf 

3 Aralık 2016 Cumartesi

2 Aralık 2016 Cuma

Ankara, Mon Amour!; Şükran Yiğit

 Suna’ya göre her edebiyatın bir mevsimi vardı. Kış geceleri büyük Rus romanlarına, yaz ayları Amerikan öykülerine, sonbahar tek başına Edip Cansever’e, ilkbahar ise Fransız klasiklerine ayrılmalıydı. İngiliz edebiyatı mevsimsizdi tabii ki. O bütün bunları bir solukta arka arkaya sıralarken yerde dizi dizi duran sarı, yeşil, kahverengi kapaklı kitaplarına kayardı gözüm, o zaman bir huzursuzluk geçerdi yüzünden: 
 “Emel biliyor musun, bu kitaplar yakında yasaklanacak bu ülkede. O zaman hiç okuyamayacağız... Yani daha biraz vaktimiz varken... Bak mesela şu Nikaragua kitabı.” 
 Sonra birden susup çaresiz gözlerle yüzüme bak(tı). Suna’nın kulaklarına da herkesin az çok duyduğu postal sesleri geliyordu.
Ankara, Mon Amour! Şükran Yiğit

1 Aralık 2016 Perşembe

İskambil Kartlarıyla Uzanmış Çıplak, Charles Camoin, 1906

İskambil Kartlarıyla Uzanmış Çıplak, (Nude Lying Down with a Game of Cards) Charles Camoin, 1906

25 Kasım 2016 Cuma

Cahil (Aforizmalar), Ferit Edgü

Cahillik, her ucu keskin bıçak. Cahillik bir eğitim alıp almamak değil; kişinin dışında olan bitene verdiği anlam ve aldığı tutumlar bütünü. Dünyanın merkezine kendini ve 'bildikleri'ni koyarak yorumlayan cahillere "cahil" demedikçe daha çok şeyler olacak görünüyor. Cahil kadının-erkeğin derdi para, paralı koca/karı, daha çok para, statü, koltuk, şan-şöhret, mal-mülk... Korkuları da var; yaptıkları ile bütün korkuları gerçekleşir cahillerin.
*Sel Yayıncılık, Geceyarısı Kitapları
İstanbul, 2015


Cahil
Aforizmalar
Ferit Edgü
"Cahilde eksik olan akıl değildir

(O kurnazdır).

Eksik olan ahlaktır"

"Cahil, yalancıları sever,
yalancılar da cahili."

"Cahil sürekli inkar eder."

"Cahilin en büyük silahı iftira atmaktır."

"Cahilin yüzü gülüyorsa ondan uzaklaş."

"Cahil, üşüdüğünde
bayrağa sarılır."

"Cahilin sesi çok çıkar."

"Cahil, bağırarak konuşur.
Bilge kişi susarak."

"Cahil, sessizlikten hoşlanmaz.
Düzenden hiç hoşlanmaz.
Cahil, kargaşayı sever."

"Cahilin içi başka, dışı başkadır."

"Uzun boylu cahil
daha az cahil değildir."

"Cahil, cehaletiyle
gurur duyar"

"Cahil, yol gösterir
ama o yolun
nereye varacağını bilmez."

"Gözü kara cahiller vardır.
Gözü açık cahiller vardır.
Ama gözü tok cahil yoktur."

"Cahil, doymaz."

"Cahil, özeleştiri yapmaz"

"Ah kafam! diye
dövünen cahil görülmez."

"Cahil, az düşünür
çok konuşur."

"Cahilin yalanı bol olur."

"Cahil, yemin eder, başı ağrımaz."

"Cahil, hep aldatıldığını düşünür,
aldattığında bile."

"Cahille ancak başka bir cahil
baş edebilir."

"Cahil, saygı nedir bilmez."

"Cahil zenginliği parayla ölçer."

"Cahil, tantanayı sever."

"Cahilin simgesi koyundur."

"Cahil, sabır nedir bilmez."

"Cahilin bir numaralı düşmanı ariftir."

"Sen sen ol cahille yola çıkma."

"Cahil, pişmanlık nedir bilmez."

"Cahilin duası kendinedir"

"Aile boyu cahiller vardır."

"Bazı ülkelerde cahiller için
özel gazeteler, dergiler,
televizyonlar vardır."

"Ansiklopediler, sözlükler
cahillerle doludur."

"Cahil, yalnızca kendine inanır.
Bir de kendisi gibilere."

"Cahilin edepsizi yaman olur."

"Cahilin ağzı yalan kokar."

"Cahil, herkesi rahatsız eder.
Cahili kimse rahatsız edemez."

"Cahilin sağı solu yoktur."

"Cahil, sözcüklerden korkar."

"Cahilin bir aklı parada, öbür aklı gene paradadır."

"Cahil, yaşlandıkça olgunlaşmaz,
daha da hamlaşır."

"Cahil, hesabını çok iyi bilir.
Özellikle toplamayı ve çarpmayı.
Bölme ve çıkartmadan habersizdir."

"Cahili yanıldığına kimse inandıramaz."

"Cahil, aymaz."

"Cahil, özür dilemesini bilmez."

"Cahil sultanın, bilge veziri olmaz."
(Kurnaz veziri olur.)

"Cahilden iyi odun olur."

"Cahil, yüz bulduğunda astarını ister"

"Cahile alkol yaramaz."

"İnsanların cahili olduğu gibi,
ulusların da 'cahiliye' dönemleri vardır."

"Cahil, ders almaz."

"(...)
Cahilliğiyle övünen cahil çoktur."

"Cahil, dışarıda başka, içeride başka konuşur."

"Tarihçi cahil çoktur, ama meraklı cahil yoktur."

"Cahil, taklitçilere bayılır."

"Cahil, savaştan medet umar."

"Cahilin anlamını bilmediği birkaç sözcük: Erdem, barış, dostluk, dayanışmaz, dürüstlük, umut, özgürlük, eşitlik, v.b., v.b. .."

"Cahil, herkes kendisi gibi düşünsün, kendisi gibi inansın, kendisi gibi yesin, kendisi gibi içsin ister."

"Cahil, ecdadının cahilliğiyle övünür."

"Cahil üzerine ne söylersen söyle, eksik kalır."
Dipnot: Kitapta 235 ve 267. aforizmalar aynı; 307 ve 198. gibi birbirinin tekrarı aforizmalar da var. Yazanın aklına, okuyanın sabrına teşekkürler.

23 Kasım 2016 Çarşamba

Sezinleyenle yorumlayan

Bir dehanın dediğini yorumlarsak: "Halk sezinler" aydın bilince çıkarır.
Ülkeyi savunmaktan sevdiklerimizi savunmaya geçmek ihtimal dışı değil. 
Tartışın, kavga edin; yeter ki birbirimize ihtiyacımız olduğunu bilin.

21 Kasım 2016 Pazartesi

Böcekleşe böcekleşe

Türküler, ağıtlar, felaketleri anlatan; BENCİL HIRSLI VE AÇGÖZLÜ YÖNETİCİLERDEN bahseden devirleri bilmediniz. 
Adaletin diz çöktüğü, hukuksuzluğun boy verdiği yurtlarda neler olduğunu az-çok duymuşsunuzdur. 
Yalancıların, yalanımızı ortaya çıkaranı yargılayın-hapsedin çığlığını duyun. 
Böcekler istila ettiler, yok ediyorlar. Böcekleşe böcekleşe yaşayacağız diyorlar. 

2015