29 Temmuz 2016 Cuma

ÖLÜLERİ RAHAT BIRAKIN!

İnsanlar ölür. 
Öldürülür. 
Kendini öldürür. 
Ölüyse, öncesinde ne yaptıklarının bir önemi yoktur. Kahredici kötülükler, melanetler de yağdırmış olsa; düşmanın da olsa sen bile öldürmüş olsan... En fazla toprağa terk edilir. 
Yaşar iken engel olamadıklarımızın, beceriksizliğimizin, çıkarlarımızın engellediği hesaplaşmayı ölülerle yapamayız. Onlar, kendi adlarına asla konuşamayacaklar. Sözleriyle, düşünceleriyle kavga edeceksin yine ama bedenleri ile değil. Ölüleri rahat bırakın! 
Yaşıyoruz, yine de durmadan ölülerle uğraşıyoruz, onların mezarları, gömülmeleri ile hesaplaşıyoruz. Ölüler savunmasızdır. Kendini savunamayacak birinin bedeniyle, o bedenin yatağı ile uğraşmak korkaklığın karaktersizliğinizin izidir. Ne adaletin sağlar, ne hakkaniyeti getirir. 
Yıllarca başkalarının ölü bedenlerine saldıran yattığı yeri tahrip edenlerin haberini alıyoruz. Bir morg masasında demir çubuklarla, kalaslarla dövülmüş, kurşunlanmış, morarmış, şişmiş, uzuvları kesilmiş, oyulmuş, parçalanmış... Rahat bırakın onları dedik. Ölenleri rahat bırakın! 
Ölü kendini savunamaz. Ölen herkes bizim düşündüğümüz kadar düşman da olmayabilir. Kendimizce yargıladığımız etlerini lime lime, kemiklerini un ufak etmek istediğiniz; hakkında her türlü yorum yaptığınız ölüler... İster yalan ister doğru, konuşamayacaklar. İçinde bir kuşkunun, belki olayın hiç düşündüğünüz gibi olmadığını anlatacak hiçbir an’ı yok onun. O son anlarında ne düşündüğünü ne olduğunu hiç bilemeyeceğiz. Ölüleri rahat bırakın! 
Onlar, artık bizim kıytırık çıkar-yalan dünyamızın insanları değil. Onları bu dünya ile yargılamayın. İster öte dünya deyin ister kara toprak artık bu dünyanı değiller bilin. Ölüleri rahat bırakın! 
İster şanlı-şöhretli, ister suskun-sessiz yapın. İnandığı gibi gömülmektir ölülerin tek hakkı... Ailesidir, sevdikleridir; belki kimsesiz, terk edilmiştir. Ama kimsenin haddine değildir; bir ölüyü haklarından mahrum bırakmak, ayrımcılık yapmak. 
Ölüleri rahat bırakın! 
Doğru yanlışlarıyla topraklarına yatırın, örtün üstlerini... 
Rahat bırakın onları!
Cumhuriyet, 27 Temmuz 2016 Çarşamba

7 Temmuz 2016 Perşembe

"Rosebud"

Yuttaş Kane, 1941, Orson Welles
"Rosebud" derken elinden alınan ama arzulanan bir çocukluğun anısı... bu tuhaf adamı yarattı. Tek miydi?

Şefin Pişirdiği Aşa Su Katanlar

Yine bir gün, bir gündem... Gündelik telaşında insanlar kendilerini/ülkelerini ilgilendiren haberleri  ne kadar anlamak uğraşında olurlar. 
Önce her insanın edindiği/oluşmuş dünya görüşü gelir. Her haberi dünya görüşüne göre yontmak ergen hevesidir. Dünya görüşünün değil, haber/lerin ekseninde dolanmakta kayığı bağlayacak bir kazığımızın işaretidir. 
Bazen kayığı kazığa sıkı sıkı bağlamak gerekebilir. Şu an değil. Ufukta neler olduğunu daha iyi görebilmek için açılmak gerekmektedir. 
- Haberler
Haberde, habercilikte bilgi/veri/olgu paylaşmak temel iştir. Buranın kıyıcığında yorum beliriyor. Cidden bir bilgi/durum ne kadar objektif anlatılabilir? Bunun ölçütü nedir? Nereden sonrası yoruma girmektedir? 
Uzun ve alan çalışanlarının değerli bir tartışması olarak bir kenarda kalsın.
Olgu, bilgi kısıtı bir yana olanı değerlendirmek sıkıntılarımızda var. 
- ÖznelerBugünler daha da dikkat kesildiğim bir konu var. örneğin, son on yıllık süreçteki siyasi tasfiye davalarının esas öznesi kim(ler)dir? Kimler de yol vermiştir? 
Son 6 yıllık dış politikanın esas oğlanı kimdir? Suriye, Libya kimin günahıdır? 
Açılımın babası kimdir? Anası niçin cami avlusuna terk etmiştir?
Az-çok önem verip tartıştığımız olayların hangileri kaza hangileri planlanandır. 
2002 yılından itibaren önemli gelişmelerde kararı alan uygulatan özne kimdir? Bu önemli olaylara 'pek önemli kişi' ne kadar öncesinde, sırasında veya ne kadarı sonrasında dahil olmuştur? 
- YararBöyle bilgilerin yararı ne olacaktır? Kesin bir neden söyleyemesek de; "elbette yoktur" cehaletine düşmeyelim. 
- Zorunluluk mu Gönüllülük müTürkiye'yi yönetenler ray değiştirmiştir. Mecburiyetlerin mahkumiyetidir diyebiliriz. Yine de bu mahkumiyet ne kadar sürecektir. Bu rayları değiştirirken neler planlanmıştır?  
Bu yolun nereye, ne kadar gideceğini kestirebiliyor muyuz? 
Pek önemli kişi ile hülyalı-efsunlu destekçileri arasında bir gevşeme/kopuş olur mu? 
Hülyalara ara verilmiştir. Gerçek, ekonomi ağır basmıştır. Pek önemli kişi, 2009 Yerel Seçimlerinde ekonominin hülyadan önce geldiğini öğrenmiştir.
Yine de sormadan duramıyoruz: Burada ekonomik gidişat mı, yurtdışında açılan davalar dosyalar mı daha etkili olmuştur? 
Yekpare mermer gibi görülen olayların bir mozaikler bütününe dönüştüğünü görüyorsunuz. Bir tür çözülme, ama şimdilik dağılma değil.
Kimse, 'pek önemli adam'dan tokat yemek, pişmiş aşa su katmak istemeyecektir. Dağılma güç görünmektedir. 

5 Temmuz 2016 Salı

10 Ekim 2015 Ankara Gar Katliamı'nda ölen Ziya Saygın'ın Sivas'ta düzenlenen cenaze töreni (AA foto-muhabiri Serhat Çağdaş)

10 Ekim 2015 Ankara Gar Katliamı'nda ölen Ziya Saygın'ın Sivas'ta düzenlenen cenaze töreni
Fotoğraf: AA foto-muhabiri Serhat Çağdaş