13 Nisan 2017 Perşembe

Çakışma

Evet, Hayır! Referandumunun son haftası, sokaklarda "bilbord"lar (bunun kolay söylenir Türkçe bir karşılığı olmalı) dev panolar diyelim, malum zatın fotoğrafları ile dolu. Başka kimse yok. Bu önceki seçimlerde de oldu; ama bu sefer neden bu kadar dikkatimi çekti?

Bu referandumda, bir parti ve karşısında bir küme/cephe seçime gidiyor. Bunun bir etkisi var. Evet'te bir genel seçim havası var. Hayır tarafında bir referandum havası sürüyor. Buna bakarak "evet" bir ölüm-kalım mücadelesidir diyebilir miyiz? Dev panolar bundan mı gözüme batıyor?

* * *
2002 öncesi seçimleri anımsayanlar, hiç kimsenin tek başına bu panoları ele geçiremediğini bilir. Ama anımsadığım kimi örnekler var: Uzanmış kolu ile muallak bir yeri gösteren Tansu Çillerli "Türkiyem İleri" panolarını anımsıyorum. 1990'ların ortası olmalı. Ama bu da seçim haftası değildi. (95 Sonbaharı olabilir. Seçim 24 Aralık 95'te olmuştu.) Melih Gökçek'in her seçim öncesi ve sonrası işgal ettiği panolar vardı, yereldi. Böyle belli belirsiz örnekler. 

* * *
Peki neyi anlatmak istiyorum?

Türkiye'de reklamcılık "piarı" ile siyasetçi buluşmasının ilk örneği Turgut Özal oldu. İkinci örneği Genç Parti ve Cem Uzan'dır. Bu girişimi, bir çok karanlık işi olan ailesinin Türkiye'de sonunu getirdi.  Ama seçime giderken bir kişi/partinin son hafta bütün panoların doldurulmasını ilk kez 2002'de gördüm.

Seçim çalışmasının son haftasına girdiğimizde Cebeci Kampüsünden çıkıp Mamak-Tuzluçayır'a seçim çalışmasına gidiyorduk. Abidinpaşa'ya çıkarken görmüştüm. Bütün panolarda bir yıl önce kurulan Akp reklamları ile doluydu. Bu gücü nasıl bulduklarını anlamamıştım. Arkasında emperyalist-liberal-sermaye desteğini çok görmemişim. Aynı zamanda TV, gazetelerde reklamlarıyla dolmuştu. Son hafta, bir nevi "guerilla marketing" adına "pat pat" reklamlar girmişti.

Yaz tatili taşrada satış yapan arkadaşın güzel bir siyasi tespiti vardı (onun mu tam emin de değilim): Kahvehanelerde tartışılan en sol parti Anap, demişti. İşte o taşra, Akp'ye desteğini vermişti. Reklamlar ise yeni bir ürün, paketi açılmamış hediye gibi ilgi çekmişti. Yüzde 21'in başarılı sayıldığı bir zamanda yüzde 34 ile çıkıp geldi Akp. Ertesi gün, ağlayan Chp sempatizanı arkadaşı teskin etmek de bize kaldı.

Gerçek, zor kabul edildi. Azdık. Daha kötüsü, o günler ve sonraki on yıl politik gücümüz daha da azdı. Bütün medya ya susuyordu ya da gerçekleri işine gelecek şekilde çarpıtarak yayınlıyordu. Hepimiz yalancı bir havanın esiriydik.

* * *
Kafamda çakışan işte bu panolar. 15 yıl sonra o günlere geri götürdü. Oysa insanların iktidar lehine politik tutabilmek adına yapılan seçim tekrarlarında aklıma gelmemişti, bu çakışma.

* * *
Bugünleri ezberlerindeki tarihe uydurmaya çalışan akademisyenler değil; bizler gerçeği/olacakları gördük. Bazen geç kaldık, tam bilince çıkaramadık belki, ama tuş ta olmadık. Bugünün, "dünya tarihinde" özgün bir dönem olduğunu da yine bizler göreceğiz: Reel politikler.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder