6 Mayıs 2017 Cumartesi

Balinanın Evrimi

Ritmi ve dengesi bozulan bir ülkedeyiz. Aslında çoktan beri bir sapma görülüyordu. Hem bizde hem diğerlerinde... Bizdeki yeni değil elbet, ilginç olan diğer ülkelerin de aynı yöne gittiğini fark etmemiz. 
Herkes yaşıyor. Bu gidişat, tabiyatı faydacı tipin yükselişini gösterirken çıkar için her şeyi yapan bir toplam bütün meydanlarda çığırıyor. Taşları oynatıyor. Bunlarla birlikte her biri nadide örnekler olduğunu düşündüğüm genç-yaşlı insana da tanık oluyoruz. 
Günlerdir; aylar yıllardır; hepsi arkası yarın merakı içinde geçen bir kara ütopya dizisindeyiz. Hukuk ve kural "sol"un eseriymiş. Bunun katlini izliyoruz. 
Uluslararası hukuk emperyalizme engel (Sovyet eseri); iç hukuk (aydınlanma ve mücadelenin eseri) sermayeye ve dincilere engel oldu. 
Beyaz-mavi; genç-yaşlı; kadın-erkek; Kürt-Türk... Hukukun yıkıldığı adaletsiz bir dünyanın vahim sonuçlarını sezinliyoruz. 
Hala küçük balık sürüleri gibiyiz. Çünkü bir balinanın bütünlüğüne şimdilik kavuşamadık. 
Görüşlerin netleşmediği; nelerin olup bittiğinin, ne istediğimizin önüne geçtiği bir zamandayız. İzleyici oyun kuramaz; oyuna kazanamaz. 
Büyük iddiaları halk şişirir. Yalanları medya ihya eder. Çarpışma olmaz, yalanın gücü yoktur. Duruma uydurulmuş kılıftır. 
Varolmadığımız düşüncelerin olgunlaşıp ellerimize düştüğü zamanlardayız. Dağılmaktan, hukuksuzluktan bizi koruyacak tek şeyimiz bu: bellek. 
İşinde gücünde bu dünyayı var eden; zengini zengin, fakiri fakir kılan biziz. 
Bazen sabır en büyük silahtır. 
Bazen kötü adamlar yıkamayacağımız orduların başında insanlara zulmederler. Akılsızlar, yıkarken kurmayı; zulmederken sevilmeyi başaramazlar. Bir zamanlar yoksul mahallesinde planlanmış gösteriler izledik. Artık iş yapmıyor. 
Tarih, siyaset geçmişte benzedikleri ile anlatılabilir; oysa benzemeyen yönlerini bulmalı. 
Toplum yönlendirmeye/oluşturulmaya açık hassasiyetlerine göre liderlikler oluşur. Liderler türer. Hassasiyetlere göre seçilen liderlerin tutumları da yeni hassasiyetlere sebep olur. 
"Şu an bu treni biz götürüyoruz", diyenler var. Oysa, rayların gittiği yerler belli ve yoldan çıkartmanın bedeli yüksek. Hem iyi hem kötü... 
Bazı şeyleri bizim yaptığımızı söyleriz. Aslında "bizim" katkımız başkalarının açtığı çukur doldurmak gibidir. Başkalarının çizdiği yolu gitmek gibidir. Yine de "biz" yaptık/eyledik deriz. En çok çaresiz liderler "biz" der. 
Hırçın insanın çaresi yoktu. Sade insanın kavgası. Karışa karışa yeni insan olur. 
Üzülecek ne çok şey var demeyin lütfen. Daha büyük felaketler var. Onlara izin vermeyelim. 
Naif, sıradan, saçma-salak insanlar... Devrimi de onlar yapar. Aklı yeten ama yüreği yetmeyen hep güçlüyü anlar ve sever.  
Güzel günler, iş sonrası pikniğe giden insanlarındır: Bedelini halkın ödediği lüksün içinde yaşayanların değil. 
Büyük şeyler değil olması gerekenler; sadece irili ufaklı büyük yürekler ister. Kahramanları bilmeyiz önceden sadece bi' aradalığımız var. 
Gece ve gündüz; karanlık ve aydınlık; bunlar bu devrin ikilemleri değil. Sudan var gücüyle çıkmaya çalışan bir balinaya atılan zıpkınlar bunlar. Gücüne akıl lazım. 
Bir zamanlar, sıradan üreten insan yücelmişti. Yeniden ne'liği fark edeceği bir zaman olacak mı? 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder